AEROBİK-
ANAEROBİK
Organizmanın tüm işlevlerini
yürütebilmesi için enerjiye ihtiyacı vardır. Enerji elde edilmesi için
organizma iki yola baş vurur; aerobik yol ve anaerobik yol.
Aerobik; enerji elde edilmesinde oksijenin var olduğu anlamındadır, yani
besin maddeleri (karbonhidrat, yağ, protein) oksijen ile yakılarak enerji elde
edilir. Bu şekilde elde edilen enerjinin miktarı sınırsızdır, enerji elde
edilmesi sonucu organizmada zararlı olabilecek maddeler birikmez. Bu enerji
yolunun desteği ile kişi, saatler boyu düşük-orta şiddette koşabilir.
Aerobik egzersize; yürüyüş,
hızlı yürüyüş, jog, koşu, yüzme (uzun süreli), bisiklet, kayak
mukavemet örnek olarak gösterilebilir.
Anaerobik; enerji elde edilmesinde oksijenin çok az ya da hiç olmadığı
anlamını taşır. Daha iyi kavrayabilmek için bir örnek verelim; hızlı bir
şekilde 15-20 basamaklı bir merdiveni çıktığımızda soluk soluğa kalırız,
bu durumda enerji elde edilmesi için aerobik yol yetersiz kalmıştır, enerji
anaerobik olarak elde edilmiştir. Bu yol ile enerji yalnızca
karbonhidratlardan elde edilir ve şiddetli eforları destekler, fakat süre sınırlıdır
(yaklaşık 2 dakika), üstelik enerji elde edilmesi sonucu ortamda biriken
laktik asit yorgunluğa yol açar.
100-200-400 m koşu, 50-100 m yüzme, ağırlık kaldırma gibi egzersizler, futbol, basketbol, hentbol, tenis gibi oyunlar anaerobik süreçlere baş vurur.
Unutulmamalıdır
ki çoğu egzersizler aerobik-anaerobik süreçlerin birlikteliğinden oluşur.
Enerji elde edilmesine katılım oranları, egzersizin şiddeti ve süresine bağımlıdır.
Yürüyor ya da yavaş tempoda koşuyorsanız (maksimal kalp atım hızınızın
% 60 ve altında) aerobik yol ile yağları yakarak enerji elde edersiniz. Şayet
temponuzu biraz yükseltirseniz (maksimal kalp atım hızınızın % 70 civarı)
yağlar ve karbonhidratlar aynı oranda enerji elde edilmesine katılır.
Maksimal kalp atım hızınızın % 70 üzerindeki bir egzersizde
karbonhidratlar enerji üretiminde baskın duruma geçer.
Kaynak: Dr. Hilmi KARATOSUN