ATLETİZM
Atletizm
yarışmaları üç ana kategoriye ayrılır. Koşular, atma ve atlamalar.
Bayanlar arası yarışmalar da aşağı yukarı erkeklerin yarışmalarının
aynıdır. Bayanlar için Heptatlon, erkekler için de Dekatlon koşu, atma ve
atlamaları birlikte içeren yarışmalardır. Kır koşuları ve yol koşuları,
atletizmin sezon dışı dalları olarak kabul edilir.
Koşular:
Atletizmin
bir dalı olan koşular, önceden belirlenmiş çeşitli mesafelerde koşularak
rakiplere ve zamana karşı yapılan mücadeleyi ifade eder. Tüm zamanların en
eski ve en çok ilgi gören spor dallarından biridir. Pist yarışları ve yol
yarışları olarak iki ana dala ayrılır. Pist yarışmalarında belirli bir
mesafede en hızlı koşmak esastır. Tüm koşular "kronometre"
denilen zaman ölçüsü ile ölçülür.
Yarışmalar
özel atletizm stadyumlarında yapılır. Stadyumun çevresinde kulvarlara ayrılmış
elips biçiminde koşu pisti vardır. Ortadaki çim alan ise atma ve atlama yarışmalarına
ayrılmıştır. Bütün yarışmaların oyun alanları stadyum üzerinde aynı
anda bulunur ve aynı anda birkaç yarışma birden yapılır. Bununla birlikte
yarışmalar açık havada ya da salonlarda düzenlenebilir. Salon müsabakalarında
atma yarışmaları yapılmaz ya da değişik uygulama ve yöntemlerle yapılır.
Fakat resmi dünya rekorlarının mutlaka açık havada kırılması, 100 m düz
ve 110 m engelli yarışlarında ise arkadan esen rüzgarın hızının saniyede
2 m'yi geçmemesi gerekir.
Pist
yarışları 6 bölümden oluşur:
a) Sürat
Koşuları
b) Orta Mesafe Koşuları
c) Uzun Mesafe Koşuları
d) Bayrak Koşuları
e) Engelli Koşular
f) Hendek
Yol
yarışları 4 bölümden oluşur:
a)
Maraton
b) Yürüyüş
c) Kır Koşusu
d) Sokak (Yol) Koşusu
Bu
iki ana dal dışında bir de birleşik yarışlar vardır. Bu iki bölümden
oluşur:
a)
Dekatlon
b) Heptatlon
Pist
Yarışları:
Pist
yarışları, genellikle 400 m'lik elips biçimli pistlerde yapılır. Yarışmalar
6 bölümden oluşur
a) Sürat Koşuları:
Pist ve alan sporlarında; kısa mesafe atletlerinin bütün güçleriyle koşmasına
dayanan, en süratli olanı belirleyen yarışlardır. Bir diğer ismi de kısa
mesafe koşularıdır.
Bu tür
yarışmalarda koşucunun sürati ve dayanıklılığı yanında, temposunu değerlendirmesi
de büyük önem taşır.
Virajlı
yarışların başlangıç çizgileri, tüm atletlerin aynı uzunluğu koşmalarını
sağlamak için kademeli ve eğri olarak çizilmiştir. İç kulvarlardaki yarışmacılar
yarışa daha gerilerden başlarlar.
Sürat
koşularının tümünde, oyun alanı olarak 400 m uzunluğundaki standart pist
kullanılır. Bu pistlerin hepsinde "tartan" denilen sentetik bir bileşik
olan yapay zemin vardır. Pistin bitiş çizgisi tüm yarışlar için aynıdır.
Pist üzerinde 8 kulvar işaretlenerek, yarışmacıların birbirinden ayrılmaları
sağlanmıştır. Sürat koşularının tümünde her koşucu, parkurunu kendi
kulvarında koşarak tamamlar.
Sürat
koşucuları yarıştan önce ısınmalı, adalelerini gevşetici hareketler
yapmalıdırlar.
Sürat koşularında atletler çıkış takozları kullanırlar. Bu çıkış
takozları, başlangıç çizgisinin hemen arkasına vidalanan, yarışmacının
ayaklarını basarak ilk hızını almasını sağlayan genellikle metal bir
alettir. Ayakların konduğu düz kısımlar, atletlerin tercihine göre
ayarlanabilir. Bu çıkış takozları ile çömelmiş durumda çıkış yapmaya
1894'den sonra başlanmış olup, ilk kez 1930'da resmi yarışmalarda kullanılmıştır.
Çıkış takozlarına, önemli yarışlarda yanlış çıkışları otomatik
olarak saptayan elektronik bir mekanizma eklenir. Çıkış sırasında yarışmacının
soğukkanlı ve hırslı olması çok önemlidir.
Sürat
koşularında atletler, ıslanma ile şeffaflaşmayan atlet ve şortlar
giyerler. Numaralar kolayca görülebilecek büyüklükte sırta ve göğüse
tutturulur. Çorapların pamuklu, beyaz ve dikişsiz olması gerekir. Yarışmalarda
çivili özel spor ayakkabıları kullanılır. Bu ayakkabılar yarışma çeşidi
ve atletlerin tercihine göre farklılık gösterebilir. Ama çiviler 2.5 cm
uzunluğunu geçemez. Sentetik pistlerle birlikte metal çivilerin yerini lastik
çiviler almıştır. Bu çiviler koşu sırasında yere batarak ayağın geri
kaymasını önler.
100
m'den 800 m'ye kadar olan yarışlarda koşucular yarışa, çömelmiş durumda
bir ayak geride, öteki ayak çıkış çizgisinin hemen arkasında, el
parmakları da yere değecek biçimde yerleşerek başlarlar.
Çıkış
hakemi 800 m'ye kadar olan koşularda (800 m dahil) "yerlerinize" ve
"dikkat" komutlarını, daha uzun koşular için
"yerlerinize" komutunu verir. Bütün atletlerin "dikkat"
durumunda iki ayağı da piste değmeli ve hareketsiz beklemeleri gerekir.
Yarışmalar
bir tabanca veya benzeri bir aletin havaya ateşlenmesi ile başlar. Yarışmacılardan
birisinin hatalı çıkış yapması durumunda çıkış tekrarlanır. İki kez
hatalı çıkış yapan atlet diskalifiye edilir. Pist yarışmalarında
diskalifiye olan atlet, pisti hemen terk etmelidir. Hatalı çıkıştan sonra
yarışmacılar, tabancanın yeniden ateşlenmesi ile geri çağrılır.
Sürat
koşuları, yukarıda da belirtildiği üzere çökmüş vaziyette çıkış
hareketiyle başlar. Fuleye geçmek için atılan toplanış adımlarıyla sürer.
Bunu mesafenin 15-20 m'si ile son 5 m'si arasındaki fule adımları izler. Yarış
ipinin göğüslenmesi ile koşu tamamlanır.
Bitişte
ipi göğüslemek veya finiş çizgisini geçmek, ya atletin ellerini başının
üstüne kaldırması ya da elleri ile fırlatarak seride omuz ile dokunmak şeklinde
olur.
Yarışmalarda
dereceler elektronik kronometre ile saptanır. Bu kronometreler, yarışmayı başlatan
tabancaya bağlanmıştır ve ateşleme ile kendiliğinden otomatik olarak çalışmaya
başlar. Ayrıca ipi göğüsleyen atlet, saniyenin yüzde birini saptayabilen
"Foto Finiş" aletiyle tespit edilir.
Zaman,
silahın ateşlenmesinden, atletin gövdesinin bitişe vardığı ana kadar geçen
süre ölçülerek bulunur.
Beraberlik
durumunda, ikinci tur her iki atletin katılmasına engel ise iki atlet yeniden
yarışır. Bu durum dışında bütün beraberlikler olduğu gibi kalır.
Sürat
koşuları mesafelerine göre üç ana yarıştan oluşur:
1- 100 m koşusu
2- 200 m koşusu
3- 400 m koşusu
1 -
100 m koşusu: Sürat koşularının en kısası olup, tüm kuvvetin bir hamlede
harcanmasını gerektirir. 100 m koşuları ana tribün önündeki virajsız düz
parkurda koşulur. Her atlet kura ile belirlenen kendi kulvarında yarışır.
İnsan hayatında önem taşıyan salise farkları 100 m koşularında çok önemli
rol oynar. 1912'lerde 100 m dünya rekoru 10.6 saniye iken 1968'de Jim Hines
9.9'a, 1991 yılında ABD'li atlet Carl Lewis 9.86'ya, 1994 yılında ise Leroy
Burrell 9.85 saniyeye indirmeyi başardılar. 100 m yarışlarında en yüksek hız
erkeklerde 45 km/saat, bayanlarda 40 km/saat olup bu hızlara ancak 40 m'den
sonra ulaşılabilir.
Atlet,
ellerini çıkış çizgisinin arkasına koyarak kolları düz, kafası belkemiği
ile paralel durumda, arka ayak çıkış takozunda iken, tabancanın ateşlenmesiyle
ileri fırlar. Birinci adım 75 cm'i geçmez. İlk 10 m kısa ve seri adımlardan
oluşur. 100 m koşucusu azami fırlayış, sürat ve adım uzunluğunu sağlayabilmek
için ayak uçlarıyla koşmalı ve ayaklarını yukarıya fazla kaldırmamalıdır.
100 m'de, birincisi çıkarken, ikincisi toplanışla fule arasında, üçüncüsü
de son 15-20 m'de olmak üzere üç kez nefes alıp verilir. Atletlerin bitiş
çizgisini geçmeleriyle yarış tamamlanır. Tüm sürat yarışlarındaki yarış
kuralları, 100 m. koşularında da uygulanır.
2 -
200 m. koşusu: 200 m koşusu, 100 m'nin devamıdır. Ancak 200 m atletleri ile
100 m atletleri arasındaki en önemli fark, nefes kapasiteleridir. 200 m'ci başlangıçta
20 m'de bir nefes alır, sonlara doğru nefes alışı daha sıklaşır. Ayrıca
200 m'ciler, 100 m'cilerden daha yumuşak bir koşu tarzına gereksinim
duyarlar. Bir de daha dayanıklı ve inatçı olmaları gereklidir. 200 m koşuları
virajlı parkurda yapılır, yarış kuralları diğer sürat koşularında olduğu
gibidir. Her 200 m'ci 100 m. koşabilir, ama 200 m. koşamayan 100 m. atleti çoktur.
3 -
400 m. koşusu: Bu koşuya sürat koşusu veya sprint (fırlayış) denilebilir.
Bu koşular ilk kez 440 yarda olarak 20 yy. başlarında düzenlendi. 400 m, güçlü
bir vücudun bile ancak teknikle koşabileceği bir mesafedir. Sürat koşucuları
ve yarı mukavemet koşucuları, 400 m'yi başarıyla koşarlar. En iyi 400 m
sonuçları, normal-ritmik bir şekilde nefes alındığı ve her 100 m'nin
birbirine denk hızla koşulduğu zaman alınır. 400 m. koşuları virajlı
pistlerde yapılır ve bu yarışlarda ilk çıkış çok önemlidir. Yarış
kuralları ve kullanılan malzemeler diğer sürat koşularında olduğu
gibidir.
b)
Orta Mesafe Koşuları:
Orta mesafe koşuları, kısa mesafe koşuları ile uzun mesafe koşuları arasında
sürat ve güç ögelerinin her ikisine de gereksinim duyulan yarışlardır. Günümüzde
büyük bir gelişme gösteren ve baştan sona süratle koşulmaya başlayan
orta mesafe koşularının bir diğer adı da "Uzun Sürat Koşuları"dır.
Sürat
koşularından farklılığı, son anda hızlanmaya olanak verecek bir tempoyla
koşulmasıdır. 20. yy başlarına kadar yarım mil ve bir mil koşuları düzenlenirdi.
Ülkemizin başarılı orta mesafe atletleri olarak 800 m'de Ekrem Koçak,
Muharrem Dalkılıç'ı, 1500 m'de ise Mehmet Tümkan'ı sayabiliriz. Dünyada
en ünlü orta mesafe koşucuları ise Finli atletler Paavo Nurmi ve Lasse Viren,
Çek Zatopek ve İngiliz Sebastian Coe'dur.
Orta
mesafe koşuları, pist üzerinde saat yönünün tersine koşulur. Her tur
sonunda vakit belirtilir. Son tura girerken ya kampana çalınır ya da havaya
ateş edilir.
Orta
mesafe koşuları mesafelerine göre ikiye ayrılır:
1-
800 m. koşusu
2- 1500 m. koşusu
1-
800 m. koşusu:
Büyük bir efor ve sürat harcanılan 800 m. koşuları, hafif atletizm sınıfı
bir koşudur. İyi bir 800 m. koşucusu dayanıklı, süratli ve çok zeki olmalıdır.
Çömelerek yapılan bir çıkıştan sonra, ilk 50-60 metreyi büyük bir süratle
geçmek ve ilk virajı iyi almak çok önemlidir. Çok yorucu olan bu yarışta
atletin adımları uzun, serbest ve yumuşak olmalı ve devamlı rakiplerini
kontrol etmelidir. Koşucu ağzından ve burnundan nefes alabilir. Yarış
taktiklerini ve süratinin derecesini bilmesinde büyük bir yarar vardır. Yarışmalarda
eğer önde değilse, önde koşan koşucuya göre temposunu ayarlamalı, rüzgarı
hesaba katmalı, son virajda atağa kalkmalıdır.
2-
1500 m koşusu:
Bu koşu kuvvetli, dayanıklı ve süratleneceği yeri iyi bilen atletlerin başarabileceği
koşudur. 1500 m koşucularının kendi vücudu ahenkli ve uyumlu olmalı,
ayakların tabanı ile basarak koşmalı, nefes alma ritmi düzgün olmalıdır.
Bilinen temposunu değiştirmeden korumalı, son 100-300 m'de süratlenmelidir.
c)
Uzun mesafe koşuları:
Uzun
mesafe koşuları, finişte atağa kalkmanın orta mesafede olduğu kadar önem
taşımadığı, her şeyin tempoya bağlı olduğu son derece sağlam bir yapı
isteyen koşulardır.
Uzun
mesafe koşularında da stil ve nefes çok önemlidir. 2 m'de bir nefes alınıp
verilir. Adımlar kısa ama daha serbest olup, ayaklar yere tabanla basar. Adımlar
makineleşmiş bir tempoyla atıldığı için, bir diğer adı da "Araba
Koşusu"dur.
Dünyada
en ünlü uzun mesafe koşucusu, Finli Atlet Paavo Nurmi'dir. Nurmi, mesafeye göre
"devamlı bir tempo" ile adım atmanın faydasına inanır ve koşu
mesafesini turlara bölerek, her turu belirli bir zamanda geçmeyi hedeflerdi.
Bu "tempo" sistemiyle 1923'te Stokholm'de 4 dk. 10 sn ile dünya
rekoru kırdı. Uzun mesafe koşan diğer ünlü atletler olarak Avustralyalı
Ron Clarke, Etiyopyalı aynı zamanda maratoncu Abebe Bikila ve Doğu Alman
Waldener Ciepinski'yi sayabiliriz.
Uzun
mesafe koşuları mesafelerine göre üçe ayrılır:
1 -
3000 m koşusu
2 - 5000 m koşusu
3 - 10000 m koşusu
1 -
3000 m Koşusu: Pistin 400 m uzunluğundaki bölümünün 7.5 tur olarak koşulduğu
uzun mesafe koşusudur. Bu koşu 1982 yılına kadar bayanların en uzun mesafe
koşusu iken, aynı yıl Avrupa Şampiyonası'nda bayanlar maraton da koşmaya
başlamıştır.
2 -
5000 m Koşusu: Pist üzerinde yapılan bu koşu, pistte 12.5 tur olarak koşulur.
İlk derecesi 1875 yılında Londra'da 17.07 ile yapılmıştır.
3 -
10000 m Koşusu: 400 m'lik oval pistte 25 tur olarak koşulur. Önde koşan
atletin, arkadan gelen atlete 400 m fark yapmasına "tur bindirme"
denir.
d)Bayrak Koşuları:
Takımların 30 cm boyundaki tahta veya metal bir sopayı (stafeti), elden ele
geçirerek ve sırayla koşarak yaptıkları yarışlardır. Takımlar 4
atletten oluşur.
Eski
Yunan'da ellerinde bir meşale ile yapılan bayrak koşuları, 1895 yılında
ilk kez atletizm yarışmalarında yer almıştır. Günümüzde 4'er kişilik
takımlar halinde çeşitli mesafelerde koşulmaktadır. Yalnız Balkan ülkeleri
arasında yapılmış ve adı "Balkan Bayrak" olarak kalmıştır. Dörder
atlet arasında 800 m, 400 m, 200 m ve 100 m koşulan bir türü daha vardır.
Ayrıca bir zamanlar yurdumuzda bir hayli yaygın olan "İsveç Bayrak Koşusu"
da bir diğer bayrak yarış türüdür. Bunların mesafeleri de 400, 300, 200
ve 100 m'dir.
Toplu
koşucular tarafından koşulan bayrak yarışlarında esas olan, koşucunun
kendi mesafesini bitirdikten sonra elinde bulunan sopayı yeniden koşacak olan
arkadaşına vermesidir. Eğer sopa düşürülürse, düşüren atlet yerden alır.
Sopa düz ağaç veya metal bir borudan yapılmış olup, 28/30 cm uzunluğunda,
50 gram ağırlığında ve tek parçadır.
Yarışlar, hareketsiz duran yarışmacıların tabanca patlatmasıyla aldıkları startla başlar.