SPORTİF
AKTİVİTELER SIRASINDA OLUŞAN TRAVMALAR
Sportif aktiviteler sırasında oluşan travmalar, genelde
iskelet sisteminde, kemik, yumuşak doku ve iç organları içermektedir.
Bunlar, direkt veya endirekt mekanizmalarla meydana gelmekte ve değişik
sporlarda değişik şekillerde kendisini göstermektedir.
Sportif hayatta, cinsiyet, antropolojik oluşum ve yaş gurubu önemli özellikler
taşımaktadır. "Kadın, erkek", "çocukluk çağı, orta ve
ileri yaş" guruplarında uygulanan spor çeşitleri farklılıklar göstermekte
ve bu nedenle değişik yaralanma şekilleriyle ortaya çıkmaktadır.
Özürlülerde
Spor Yaralanmaları
Bu arada özürlülerde "spor" önemli bir uygulama alanı bulmuş
olup farklı travma şekilleriyle karşımıza çıkmaktadır. Her branşta
olimpik yarışlar olduğu gibi, özürlüler olimpiyatlarıda spor
travmatolojisindeki gelişmelere önemli katkılarda bulunmaktadır.
Müsabaka sporları ve zevk için yapılan sporlar arasında dikkatin yönlendirilmesi
bakımından önemli farklar vardır.Müsabakalar sırasında oluşan hırs
birikimi travmanın enerjisiyle doğru orantıdadır. Bu sırada meydana gelen
yaralanmalar genelde dikkatin kontrol dışı kalmasından oluşmaktadır.
Sporcuların eğitimlerinde oto kontrol ve konsantrasyon prensiplerinin iyi bir
şekilde anlatılmasının önemi çok büyüktür.
Sporcu sağlığında, koruyucu hekimlik ve tedavi edici gurup farklı düzeylerde,
ancak birbirleriyle bağlantılı olarak görev yapmak zorundadır.
Spor travmatolojisi, bu konumda multi disipliner çalışarak, sportif hareket sırasında
oluşan yaralanmanın tedavisinde hangi disiplinin konuya hakim olacağını
belirlemek görevini üstlenmiştir.
Amerika Birleşik Devletlerinde bu konu "American Board of Medical
Specialties" (ABMS) şemsiyesi altında değerlendirilmektedir. ABMS, 39
ihtisas dalını ve 72 ihtisas alt gurubunu kontrol etmekte ve
kredilendirmektedir. Spor travmatolojisi, ABD'de "American Orthopedic
Society for Sports Medicine" içinde yer almakta, uluslararası kurs ve
kongreler düzenleyerek eğitime ve araştırmaya devam etmektedir.
Avrupa'da ise, 1993 yılında kurulan "European Federation of Orthopaedic
National Association for Sports Traumatology" (E.F.O.S.T) gurubu konuya
farklı bir yönden bakarak, tüm ulusal düzeydeki Spor Travmatolojisi
derneklerini birleştirmek amacını gütmüş ve ulusal ortopedi derneklerine
bağlı olan çalışma sistemini ortaya koymuştur.
Türkiye, Avusturya, Almanya, İsviçre, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya,Portekiz,
İsveç, Belçika, Bulgaristan, Yunanistan, Polonya ile birlikte bu federasyonda
1994 yılından beri ulusal ortopedi derneğimizin bir şubesi olan
"Ortopedide Spor Travmatolojisi Gurubu" adı altında aktif üye
konumunda yer almaktadır.
Türkiye, EFOST’ta Mayıs 1998’den itibaren; “Vice-President”, Haziran
2001 yılından itibaren ise iki yıl süreyle “President” görevine seçimle
getirilmiştir. Bu karar EFOST yönetim kurulunun Ocak 1998 de Heidelberg’te
yapmış olduğu toplantı sonucunda oy birliğiyle alınmış ve ülkemizi Türkiye
Spor Travmatoloji Derneği Başkanı Dr.M.N.Doral temsil etmiştir. EFOST’ta
başkanlık görevini üstlenen Prof.Dr.Mahmut Nedim Doral’ın ayrıca Dünya
Spor Yaralanmaları ve Artroskopi Derneği (ISAKOS) yönetim kurulu üyeliğine
seçilmiş olması ülkemiz adına memnuniyet verici ikinci bir olay olarak
izlenmektedir.
Türkiye Spor Yaralanmaları Artroskopi ve Diz Cerrahisi Derneği 1987 yılından
beri çalışmalarını, ESKA (European Society of Knee Surgery and Arthroscopy
1981-82) ile paralel götürmeye başlamış, daha sonra 1992 yılında bu
dernek ESSKA (European Society of Sports Traumatology Knee Surgery and
Arthroscopy) adını almış ve halen çalışmalarına bu isim altında devam
etmektedir. Dr.V.Lök ve Dr.A.Sebik ülkemizi ESSKA’da temsil etmektedirler.
Dr.M.L.Baydar, Dr.H. Pınar, Dr.Ö.A.Atay ise ESSKA’nın 1997 yılı
“Travelling Fellows” ödülünü almaya hak kazanmışlardır.
Kontak Sporları
Yaralanmaları
Epidemiyolojik ve sosyo-ekonomik yönden, sportif aktivite sırasında görülen
yumuşak doku yaralanmaları daha çok kontak sporları içermektedir. Örneğin,
Avusturalya'dan yapılan yayınlarda "whiplash injuries" önemli bir
referans unsuru olmaktadır, haliyle bu tür yaralanmaların sportif aktivite şekli
ve düzeyiyle ilgili olduğu kolaylıkla görülmektedir.İngiltere'den yapılan
çalışmalarda, tenisçi dirseğinin spor travmatolojisinde tüm populasyonun %
1-3 ünü teşkil ettiğini ve bu oranın genelde 40-60 yaşlar arasında görüldüğü
dikkat çekmektedir. Tenisçi dirseği nedenleri arasında, yaklaşık 30a yakın
literatür bulgusu vardır. Aktif tenis oynayanların %40-50sinde bu problem görülmekte,
ancak dikkat çeken önemli nokta: profesyonel tenisçilerde bu oran % 5 oranına
kadar düşmektedir.Spor travmatolojisinde eğitim, koruyucu ve tedavi hekimliğin
bir parçası olarak kendini belli etmektedir. Hangi tür spor, hangi ülkede
daha çok uygulanıyorsa, konunun araştırma, geliştirme, koruyucu ve tedavi
edici yönleri o yönde ilerlemekte ve uluslararası platformda kaynakça teşkil
etmektedir.
Yumuşak Doku
Yaralanmaları
Genelde yumuşak doku yaralanmalarındaki önemli faktörler şematik olarak aşağıda
belirtilmiştir:
Sportif aktivite sırasında oluşan travma, iyileşme ile sonuçlanabilir,
ancak bunun tam tersi, yaralanma sonrası hareket kaybı daha sonra fonksiyon
yetmezliği, iyileşmede gecikme, spora zamanından erken dönüş ve sakatlıkların
devamı ve spor hayatının sonlanması gibi durumlar her sporcunun korkulu rüyasıdır.
Sportif travmaya maruz kalan dokular şu şekilde sıralanmaktadır:
Bağlar % 38.4, Kas dokusu % 13.8, Tendonlar % 18.9, Kıkırdak doku % 6.8,
Kemik doku % 7.2, Bursalar % 6.5 ve diğerleri %8.3
Sportif travmaya maruz
kalan bölgeler
Diz eklemi % 32.9, Ayak bileği % 16.3, Kalça ve Kasık bölgesi % 6.0, Omuz
eklemi % 6.1, Ayak % 4.7, Uyluk bölgesi % 4.8, Vertebra % 4.85, Dirsek eklemi %
3.9, El bileği-el % 3.2, Diğerleri % 10.4....
Örneğin, Almanya'da, spor travmatolojisi konusunda rugby en önemli yeri
almakta, onu basketbol (9.2), voleybol (3.1), squash (2.9), buz "hockey'i"
(1.9), judo-karate (1.7), futbol (1.5), dağ kayağı (1.2) ve atletizm (1.1)
izlemektedir.
Konuya sosyo-ekonomik yönden baktığımızda; dünyada, spor yaralanmalarının
tedavisindeki harcama alanları, sistem ve organizasyonla ilgili olarak
belirlenmekte ve istatistiksel verilere göre her yıl yeni stratejiler oluşturulmaktadır.
İsviçre'de, 1990-1993 yılları arasında yapılan bir araştırmada spor
yaralanmaları trafik kazalarından üç kez, daha çok görülmekte olduğu yayınlanmıştır.
Bu konuda yapılan harcamaların her yıl arttığını düşünecek olursak, alınması
lazım gelen önlemler kısa sürede belirlenmeli, standardize edilmeli ve dünyada
ortak bir şekilde uygulanmalıdır.
Bu konuya paralel olarak, hukuki çalışmalar ve yaptırımlar ayrı bir araştırma
çerçevesi içinde gelişmeler kaydetmektedir.
Ülkemizde, konunun bilimsel olarak araştırılması ve bir bilim dalı olarak
ileriye yönelik geliştirme olanaklarının sağlanması gerekmektedir. Burada,
üniversite ve derneklere önemli görevler düşmektedir.
Bu spektrum çerçevesinde spor travmatolojisi "Ortopedi ve Travmatoloji
Anabilim Dalı" bünyesinde bir alt gurup olarak işlev görmekte ve Spor
Hekimliği Genel Cerrahi, İç Hastalıkları, Pediatri, Fizik Tedavi,
Fizyoterapi, Aile Hekimliği guruplarıyla bağlantılı olarak çalışmaktadır.
Geçtiğimiz aylarda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde Spor
Hekimliği Anabilim Dalı kurulmuş olup Cerrahi Bilimler’e bağlı olarak
Kentucky Üniversitesi Tıp Fakültesi ile ortak çalışmaların hazırlıklarına
başlanmıştır.
Prof. Dr. MAHMUT NEDİM DORAL
HÜTF Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi,
HÜTF Spor Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı